December 6, 2009
Bilal Gül
0 yorum

Biliyorsunuz ki metrobüse binmenin fiyatı 2 tl oldu. Bununla da kalmadı, mavi akbil kullanımı 200′den 160′a düştü. Bunu biliyorsunuz di mi? N’olur bilin.
Peki metrobüs nedir? Amacı ne olmalıdır?
Bana göre, tek amacı bu olmasa da, amaçlarından biri şunu gerçekleştirmektir:
“Arabasıyla evinden işine, işinden evine giden orta direk vatandaşın arabasını kapının önünde bıraktırmak”
O orta direk vatandaş, arabasıyla işe giderse dünya parasının gideceğini, yarı fiyatını bile harcamayacağı metrobüsü kullanırsa hem kendisi hem ailesi için bir gelir sağlamış olacağını, işe daha hızlı gideceğini, trafik sıkıntısı çekmeyeceğini bilmeliydi. Tıklım tıklım olan metrobüslere katlanmak için bu avantajlarını kafada bi özümsemeliydi. Az önce amacı yazdıysam bu da araç olmalıydı.
Sen şimdi(buradaki sen kim onu da bilmiyorum, haybeye sallıyorum) böyle zamlar yapıyorsun, böyle böyle saçma uygulamalar getiriyorsun. Ulan o orta direk vatandaşın en büyük sorunu kıçının değerli olması zaten. Bunu ben 24 senede çözdüysem “bilir kişi” dediğiniz milyarlık eşekler de bilsin. Adam zaten o kapıdaki arabayı kullanmak için bahane arıyor. Sen bu zamları yap, bu adam diyecek ki: “HAH, işte. Abi ben neredeyse o kadar para harcıyorum arabamla gidince de. Paşa paşa arabamla giderim ne olacak? Trafikse trafik, açarım kaloriferimi sıcak sıcak ooooh”
Ben bu olayda başka bir yön göremiyorum. Bunu tüm orta öğretim, lise, üniversite, yeni başlayan iş hayatı ve sosyal yaşantısı boyunca toplu taşıma kullanmış biri olarak söylüyorum. Anlatılmaz yaşanır derler ya, ben tam ortasındayım yani. Acaba bu kararları veren adamlar bu işin neresinde? Kime soruyorlar? Nasıl alıyorlar bu kararları?
Alacaksın o toplantılara en az 15 senelik sağlam toplu taşıma tecrübesi olan 5 adamı, bak bakalım istanbul’un derdi kalıyor mu?
*Foto bobiler.örg’den pitho‘ya ait.
October 25, 2009
Bilal Gül
2 comments

Ben bunu yeni öğrendim.
Postishead’in çıkalı bir seneden fazla olan Third isimli albümünü bir stick olarak da satın alabiliyormuşsunuz. Üstelik içinde sadece albümdeki şarkılar değil, Portishead’in klipleri de varmış.
Sizce de korsan olayına müthiş bir çözüm değil mi? İşin içinde sevdiğin grubun, şarkıcının şarkılarına sahip olmak var, sevdiğin grubun, şarkıcının logosunu ya da o albüme özgü simgesini, ikonunu taşıyan bir usb sahibi olmak var, ulan en basitinden bir usb sahibi olmak var. İçindeki albümü kopyala bilgisayara sonra kullan usb’yi. Ben albüm almıyorum, ama bunu alırım. Mis lan!
Bizde de olsun böyle şeyler tabi. Dün bir arkadaşımdan duydum, sanırım Yalın da böyle bir düşünce içindeymiş yeni albümü için. Arkası da gelir. Gelsin.
Edit: Yalın değil 110′muş o. Yalın ne alaka? Gaçayım.
September 19, 2009
Bilal Gül
0 yorum
Bi eski yazılara bakasım geldi. Geçen sene Temmuz’da şunu yazmışım:
” Itandje(belki)
Meira
Linderoth
Lincoln
Kewell
Nonda
bundan iyisi anca şuydu:
Taffarel
Capone
Popescu
Hagi
ne oldu yahu bizim yönetime? :) “
Bunu yazdığımda daha Baros gelmemiş, De Santis gelmemiş. Yine de beğenmişim kadroyu. Öyle kötü yönetimlerin elinden geçmişiz ki demekki…
Gelenek haline getireyim bari bunu.
Leo Franco
Linderoth
Kewell
Elano
Keita
Baros
Nonda
ne oldu yahu bizim yönetime? :)
June 10, 2009
Bilal Gül
0 yorum
Bildiğiniz üzere sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, partisine “A-Ke-Pe” denmesine kızıyor, bunu yapanları art niyetli olarak görüyor ve suçluyor. Hatta kendisinin sempatizanları, konuşmasında “A-Ke-Pe” diyen Eğitim-Sen Bitlis Şube Başkanı Kemal Gültekin için soruşturma başlattı. Adam belki de hapse girecek bu yüzden.
Öncelikle şunu söyleyeyim, bu yazı ne başbakanımızı ne de partisi AKP’yi kötülemek adına yazılıyor. Bu yazı, Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkçe’ye hakaret ettiğini hatırlatmak için yazılıyor.
Zarre kadar milliyetçilik yoktur bende. Ama “milliyetçiyim” diye geçinip böyle şeyler yapan insanları görünce çok sinirleniyorum. Anlatalım, Türkiye’de siyasi partilerin kısaltmaları vardır. CHP, MHP, DSP, ÖDP. Gider bu. Bazı partiler ise farklı kısaltmalar kullanırlar, söylenişi partilerinin ismine daha uygundur. ANAP, DEHAP gibi. Önce şunu irdeleyelim, Recep Tayyip Erdoğan “partime Ak Parti demeyenler Anavatan Partisine de ANAP demesinler o zaman!” diyor. Be arkadaşım, ANAP adamların kısaltması olmuş. Seçim pusulalarına, istatistiklere, her yere böyle geçmiş. Senin partin AK Parti diye kısalmazki. Sonu parti diye biten kısaltma mı olur? Şu anki en uygun kısaltma AKP. Ki yakın zamana kadar siz de öyle kısaltıyordunuz. Sen de yarat ANAP gibi bir şey, kullanmayan şerefsiz. Ama o zamana kadar AKP. Partinin kısaltması bu şekilde yazılacak. Buna itiraz edemezsin.
Gelelim işin ikinci kısmına. Sen AKP diye yazılan bir kısaltmayı “A-Ke-Pe” diye okumamızı yasaklayamassın. Çünkü Türkçe’de A=A, K=Ke, P=Pe diye okunuyor. Bana göre sen bunu yaparak bir suç işliyorsun. Hani Atatürk’e hakaret edince dünyaları kapatıyorsunuz, adamı mahvediyorsunuz. E sen Türkçe’ye hakaret ediyorsun, kabul etmiyorsun. O zaman senin de ceza alman lazım. Yok mudur bu olay yüzünden başbakanı dava edecek bir babayiğit? Bir yazar kitabında Atatürk’e hakaret etse yapmadığınızı bırakmassınız. E bu durum da aynı. EDİN ULAN!
Tekrarlayalım, belki bir “A-Ke-Pe diye okuyamassıncı” rastgelir bloga.
AKP şeklindeki bir kısaltma A-KE-PE diye okunur. Bunun nedeni dilimizin Türkçe, AKP’nin ise Türkiye sınırları içinde bir siyasi parti olmasıdır.
June 6, 2009
Bilal Gül
0 yorum
Çevrenizde bu lafı kullanan var mı? Ya da benzerleri “Hayat böyle.”, “İşte hayat böyle bir şey.” laflarını kullanan? Hani şu ecnebilerin “That’s life.” dedikleri şey. Benim var. Ben onlara gıcık oluyorum. Aynı zamanda imreniyorum da. Pis herifler.
Şimdi bunlar benim, senin, onun, ötekinin, berikinin günlerce üzerine kafa patlattığı, bir türlü işin içinden çıkamadığı durumu bir temele dayandırıyor ya: “Hayat bu”, gel de delirme. O bir dert. Onu bir sebep-sonuç ilişkisine göre ele alamazsın ki. O dert içinde kalacak, hep düşünüceksin. Ama yok. Hayat bu deyip boşveriyor. Şöyle bir örnekle pekiştirelim anlamayanlar için. Mesela bir Ferrari hastasıyızdır. Fotoğraflarını toplarız, dergilerde hakkında yazı okur, üzerinde logosu olan t-shirtünü, şapkasını vs. giyeriz. Ama bir Ferrari alamayız. Bunu da bir nedene dayandırırız: O kadar paramız yoktur. Gayet makul, elle tutulur, gözle görülür, burunla koklanır bir neden. Bunu anlamayacak adam yoktur, bu nedeni kafasında idrak edemeyecek bir insan yoktur. Şimdi bir de “Hayat bu” insanına gelelim. Mesela bir yere yetişmemiz gerekiyordur. O bir yer öyle böyle değildir, çok önemlidir. Koştururuz. Minibüse, otobüse, metroya yetişmek için. O son araca binemezsek yetişemeyeceğizdir, hikayeye gel. Koştururuz ama kaçırırız. Uzaktan gidişini seyrederiz. Çıldırırız. “Napcaz lan? Gidince ne diyeceğiz? Ne halt edeceğiz?” Normali budur. Fekat O, yine yumurtlar: “Hayat tam da bu işte, değil mi?” Bunu söylerken de o ağzı hep gülümser. İkinci kızgınlığım bu duruma zaten. Şimdi yazıcam. Alttaki paragrafta hemen!
“Hayat bu”‘cu insanların ağzı sürekli gülümseyen bir şekilde durur. Bir fotoğraf gibi. Bazı insanlar vardır ya fotoğraf çektirirken hep ağızları aynı şekli alır, onları da ayrı bir yazı da incelemek lazım aslında, bu “Hayat bu”‘cu insanlar o insanlar gibi sadece fotoğraflarda öyle değiller, gerçek hayatta o haldeler. Bir insan, kızsa da, mutlu olsa da, gülse de, ağlasa da nasıl ağzı hep gülümser? Nasıl bir ağız o? Botoks yapılmış gibi. Batman’de Joker var ya. Ama Jack Nicholson olan. Ondan işte. O da öyle bir insan kesin. Hrrrr!
Bunlar gıcık olduğum yönleri. Ama imrenme nedenlerim de aynı şeyler. Yazdırmayın bi’ daha yau.
March 25, 2009
Bilal Gül
0 yorum

Tanımayan için hemen tanıştıralım. Galatasaray bayan basketbol takımının kaptanı, lideri, her şeyi Işıl Alben bu. Ben aşığım ona. Ali Sami Yen’de oynanan Hamburg maçı öncesi üçlü çektirirken farkettik ki bütün Galatasaraylı erkekler aşıkmış.
- İşte ya hastayım bu kadına.
- Olm ben aşığım.
- Ben de bayılıyorum.
- Lan?!
Burdan da şu tespiti yapıyorum. Gönül verdiğin takıma gönül veren hatun, aşık olunabilen hatun olabiliyor. Güzel, çekici, seksi falan olmasına gerek yok. Burda önemli olan onun yüreği, sevdası.
Bunu okuyan Galatasaraylı kadınlara sesleniyorum: Üçlü çektirmenin kralı Sarbi’ye aşık mısınız? :)
February 19, 2009
Bilal Gül
0 yorum
Çoğu erkek gibi burçlara inanmıyorum. Doğduğu aya, güne göre bir insanın karakterini belirlemek, hangi burç kimle anlaşıyormuş diye tezler ortaya atmak çok çok saçma geliyor bana. Ama düşündüm de, insan kendini inandırırsa buna belki de bu “bilim” adını alan şey doğru olabilir. Yani olay kişinin kendi karakterinde bitiyor gibi.
Bu fikre ulaşmamda kendi karakterimle ilgili bir şeyi farketmemin etkisi oldu. Sevmediğim hatta rahatsız olduğum insanlar olabiliyor. Yanında durmaya falan dayanamıyorum, her söylediği çekilmez oluyor. Ben farkettim ki bu adamların çoğu Fenerbahçe taraftarı. Bu tip bir şey hissettiğimde soruyorum, “Hangi takımı tutuyorsun?”. Cevap genelde “Fener” oluyor.
Ama bak “genelde”, hepsi değil :)
Evet Galatasaraylıyım.
January 9, 2009
Bilal Gül
0 yorum
Çok güzel, neredeyse güneşli denebilecek bir günün akşamı eve gel erkenden uyu.
Ertesi günün sabahı işe gitmek için evden çıktığında karşılaştığın her otomobil ve ağaç bembeyaz olsun.
Şaşırtıyorsun beni İstanbul…
January 2, 2009
Bilal Gül
0 yorum
December 28, 2008
Bilal Gül
0 yorum
Blogger kapandı diye olmaz. Lig Tv, takımının tribün şovunu vermezse, kanalın yorumcuları seni övmezse, takımın hakkında ileri geri konuşursa, maçlarını vermezse olur. Hem de büyük katılımla olur.
Önce kim başladı bilmiyorum. Bu protesto Lig Tv tribün şovlarını vermediği için Fenerbahçe’nin taraftar forumu Antu.com‘da var. Daha sonra sinirlendikleri başka konular da olmuş. Başlık tam 131 sayfa içerdiği için kaç iptal olmuş bu kampanyayla çözemedim. Bir sayfada 1500 civarı bir sayı gördüm sanırım o civarlarda. Kampanya Erman Toroğlu’na kızan Beşiktaş’ın taraftar forumu Forza Beşiktaş‘ta da var. Bu henüz yeni olduğu için sayı verebiliyorum, şu ana kadar yüzden fazla kişi üyeliğini iptal ettirmiş bu forumdan. Geçen hafta sonundaki Galatasaray maçından sonra başladı bu boykot. Bir haftada 100 kişi. Dün Beşiktaş basketbol takımı Galatasaray’la karşılaştı. O maçta da pankart açtılar.

Demem o ki, blogger’ın kapanması falan hikaye. Kaç kişi iade etti üyeliğini o konuda? Bir de taraftar gruplarına bakalım. Yalan söylemiyorlarsa 1600 kişi kadar görünüyor şu anda.
Peh!
Antu.com’daki boykot
Forza Beşiktaş’taki boykot