Hisseden Kıssa #5
May 3, 2010
Bilal Gül
0 yorum
Efendim merhabalar,
Şu ana kadar bu konseptte 4 yazı paylaştım ama her seferinde ne olduğunu anlatıyorum. Çünkü çok seyrek yazıyorum. Hani ben bile ne olduğunu unutacağım, o raddeye geldim. Okuyucu ne yapsın?
Hisseden Kıssa konseptinin 5. yazısını okuyacaksınız birazdan. Yani, Twitter alanımda paylaştığım o 140 karakterlik yazılarımdan açıklamak istediklerimi, çok büyük ihtimalle bir anlam veremediklerinizi açacağım size. 140′ı 10 ile çarpacağım. İçine görsellik koyacağım. Durum budur.
Dediğim gibi çok zaman olmuş bir önceki yazıdan beri. Çoook gerilerden başlıyorum o yüzden.
Başlasın!
19 aralık 2009
Liverpool bu sene Avrupa Kupası’nı kazanır. Na buraya yazdım.
:(
Bu sene güzel geçmedi, söylemem lazım. Futbolda tuttuğum takımlar konusunda ama, yanlış olmasın. Bir Galatasaray taraftarıyım, o konuya hiç gelmemize gerek yok zaten. Yıllardır da Liverpool’a gönül vermiş biriyim aynı zamanda. Bu seneki Liverpool, harcadığı parayı, yaptığı kadroyu düşünürsek benim gördüğüm en kötü derecelerden birini yapıyor şu ana kadar. Ligde şampiyonluk her zaman zordu Liverpool için. Ama şampiyon olanı çok sıkıştırırdı, zora sokardı. “Acaba?” dedirtirdi hep, özellikle son yıllarda. Bu sefer dedirtemedi. Ben bu yorumu yaptığım zaman Şampiyonlar Ligi’nde üst tura çıkamayıp Avrupa Kupası’nın yolunu tutmuştu Liverpool. Domestic kupalardan elenmişlerdi, ligde de kötü gidiyorlardı. Ben bu takımı tanıyorsam, hırs yapar gider kalan tek kupayı kazanırdı. Daha önceki yıllarda yapmışlığı çoktur.
Ve fakat geçen hafta itibariyle bu tezim çürüdü. Yarı finale kadar gelen Liverpool, ikinci turda Galatasaray’ı da eleyen Atletico Madrid’e takıldı. O Atletico Madrid, finale toplamda iki galibiyetle çıktı. Biri Galatasaray’a, biri Liverpool’a. Nefretimi kazandın, sağolasın Atletico.
23 Aralık 2009
Kader diye bir şey var, yok diyeni sikiyim
Bu biraz özeldi, o yüzden çok açmayacağım. Ama şunu söyleyeyim, bir şeyin olacağı varsa kaçamıyorsun. Hiç ummadığın yerden hoop tekrar hortlayıveriyor.
Çok açıklayıcı oldu di mi? Bence hayatının dersini aldın.
25 Aralık 2009
Telefonum çaldığında Yavuz Çetin öyle güzel döktürüyor ki, yanımda biri varken ‘lan biri arasa baya havam olur şu an’ diyorum içimden. Eheh.
Uzun zaman süren düşünme sahfaları sonucu Yavuz Çetin’in cherokee şarkısını telefon melodim yapmıştım. Şahane bir introsu var. Yavuz Çetin’in solosunu barındırıyor, Yavuz Çetin’i bilen kişiler bunun nasıl bir lütuf olduğunu bilirler. Bir reklam vardı ya, telefon çaldığında açmıyordu sahibi şarkıyı dinlemek için. Ben de o hesap, çaldığı zaman bir süre dinliyordum. Etrafımdakilerin bunu duyması da hoşuma gidiyordu. Umarım onların da gitmiştir :)
Şarkıyı henüz dinlememiş kişiler varsa, üzülürüm. Al dinle:
Aradan o kadar zaman geçmiş tabi. Değişiklik lazımdı. Artık melodim AHA grubunun Take On Me introsu. So 80’s!
11 ocak 2010
En beğendiğim blog yazılarım, 2 dakikada ortaya çıkan fikirle 1 dakikada biten metnin yoğrulmasından oluşuyor. Düşününce mahvediyorum yazıyı
Böyle bir şey var bende. Her yazı için geçerli değil tabi. Daha çok kişisel kategorisinde olan yazılarım için geçerli. Başıma bir şey geliyor ya da aklıma bir fikir geliyor, oturup yazıyorum müsait olduğum ilk an. İşte o yazıları çok hızlı yazıyorum. Dümdüz. Anneye anlatır gibi :) Birkaç kere yazdığım şeyi düzeltmeyi denediğim oldu, sonra o yazıları tamamen sildim veya yayınlamadım genelde. Düşünmek yetmiyor bazen.
12 ocak 2010
Beni sadece futbolla ilişkilendirmeyin. Formamı çıkardığımda başka hobileri, başka özellikleri de olan bir insanım ben. Saksı değilim!
Demişim evet. Kızmışım demek bak. Arkadaşım, futbolla ilgili yazıyorum tamam. Seviyorum tamam. Ama Bilal=Futbol deyil. Yapmayın etmeyin. Şu blogu açın baştan sona okuyun bi, sonra görüşelim.
17 ocak 2010
Neill için ‘Bird Killer’ diye pankart yapılıp, Fenerbahçe maçında açılmasını bekliyorum. PETA naber?
Devre arasında Galatasaray Lucas Neill’ı transfer etti. Kendisinin milli takım kariyerinde şöyle bir olayı var:
Tam Gaassaraylı. Kuşlara garezi var. Peta naber? :)
21 Ocak 2010
Bilal G
Bilal isimli bu kadar az insan varken, yeni işe girdiğim yerde bir tanesine rastlamak bana yaramadı. Mail adresim bilalg@ ile başlıyordu. Bu ne la rapçi gibi dedim. Değiştirmezseniz altın kaplama kocaman bir G harfini kolye yapıp takarım dedim. Değiştirebildim sonunda. Artık bilalgul@
Bana mail atın canlarım.
11 Şubat 2010
Aynalara bakamaz oldum.
Hava atmak gibi olmasın da, bir iş dolayısiyle Antalya’daki Adam&Eve oteline yolum düştü. İnanmayacaksınız ama bu otelin her tarafı ayna. Odanızda 8-9 kişi daha oluyor, ama onlar da sizsiniz.
İnanmayacağınızı biliyorum, o zaman alın!
13 Şubat 2010
Kozmik odalardayım
Canımız ciğerimiz Ekşi Sözlüğümüz 11. yılına girdi bu sene. Biz de partisine gittik hiç gitmez miyiz? Maslak Venue tarafını bilenler için söylüyorum, orada sahneyi tam karşıdan ve yukarıdan gören bir alan vardır. O gün kırmızıydı içerisi. Bilmiyorum belki de hep öyledir. O gün o odanın ismi kapısında da yazdığı gibi Kozmik Oda idi.
İşte o oda!










