August 23, 2010
Bilal Gül
0 yorum
“Hiç unutmuyorum, bi’ gün Urfa’dayız”, Urfa’ya giden her metropol insanının yaptığını yapıyorum. Balıklı Göl, Urfa Kalesi, Urfa kebap falan.
O sıcakta kaleye çıkmışım üşenmeyip. Bilmiyorsunuz di mi, gösterelim o zaman yüksekliğini. Lütfen merdiven sayısını, 436356747 derece sıcaklıkla çarpın.

Evet oraya çıktım. Ama hayır, size burada Urfa Kalesi’ni anlatmayacağım, burası gezi blogu falan değil çünkü. Hem gidin görün arkadaşım ya. Ben burada bir fotoğrafı gördükçe içime oturan olayı anlatacağım. Hangi fotoğrafı? Şunu:

Üç Urfa şiveli çocuk. Kaleye çıktığımda onları en yüksekte buldum. Elimde fotoğraf makinesi sağı solu çeken bir Japon turist görünümünde olduğum için, yerel halkın (ulan sanki biz nereliyiz!) özellikle çocukların garip bakışlarını toplayabiliyor, soru sormalarına, isteklerine maruz kalabiliyordum. Para isteyen, yemek isteyen çok olmuştu diğer şehirlerde. Ama bu çocuklar başka şey istedi: “Abi hep balıkları çekiyon bizi de çeksene biraz ya”.
Çektim. Hatta onlar da zorla benim fotoğrafımı çekmek istediler hatıra kalsın diye bana. Beni tanıyan binler(!) biliyor, fotoğraf çektirmekten pek de hazetmeyen bir bünyem var. Ama o kadar da nazlı değilim. “Tamam olm çekin” diyerek kabul ettim.
Sonuç:

Poz vermeyi bilmeyen adam
Buraya kadar her şey iyiydi, güzeldi (Benim fotoğrafım hariç). Fakat olay bundan sonra hüzün veriyor. Bu üç arkadaşın en heybetli olanının ismini almıştım, fotoğrafa bakınca hangisi olduğunu anlayacaksınız. Kendisinin isteğiyle onu Feysbuktan bulacaktım ve bu fotoğrafı atacaktım. Sen o ismi kaybet. Bu fotoğraf kalsın elinde. Atama çocuğa…
Şimdi diyeceksiniz ki ne önemi var? Ben çok üzülüyorum ne yapayım :( Bulsanıza bu çocuğu. Mikail miydi neydi adı ya? Urfalı din kardeşlerimden yardım bekliyorum.
July 10, 2010
Bilal Gül
0 yorum
Konya’da Kulesite isminde bir AVM var. İsminin Kulesite olmasının nedeni, AVM’nin bir parçasının inanılmaz yüksek bir gökdelen olması. Orası kafe falan. Orası yüksek.

Orayı boşver. Biz küçük olan tarafına gelelim.
Efenim biliyorsunuz ki AVM’lerin içinde tv’ler olur. Bu tv’lerde haberlerdir, kliptir, reklamdır gösterir pek sevgili yönetimler. Ve fakat, hani çizgi film? Hani bu gençliğin ilk göz ağrıları, anıları, nostaljisi? Konya’daki Kulesite yönetimi, bu tv’lerde La Linea’yı, yani bizim Bay Meraklı’yı gösteriyor mütemadiyen.

Şimdi ne denir bu duruma? Böyük şehirim, metropolüm diye geçinen şehirler, yapsanıza ulan şöyle $ukela hareketler. Bak yine sinirlendim ya.
İçerde zaman geçirirken öyle zevkli oluyor ki bunları izlemek. Konya, helal olsun sana be!
July 9, 2010
Bilal Gül
3 comments
Hay!
Biliyorsunuz ki bu blogun yazarı olan arkadaş, diyar diyar dolaştı. Ve çok vakti olmayan, çok üşengeç bir insan olduğundan bloguna HİÇBİR şey yazmadı. O kadar utandı o kadar kızdı ki kendine, en iyi bildiği(aslında en iyi yapamadığı) işi yapıyor şu anda: BLOGUNDA BİR KATEGORİ OLUŞTURMAK.
İlk yazısı ney miydi? İlk yazısını üşendiği ve hiç vakti olmadığı için yazmayacağıdı. Foto paylaşacağıdı.
Karşınızda yaklaşık 2 aylık Anadolu macerasında yediği içtiği! (Kızmayın bana! :) )

Manisa
Manisa Kebabı

Konya
Havzan – Etli Ekmek

Mersin
Bahattin – Ciğer

Adana
ADANA??
( İki günde 3 Adana yedim. Her seferinde fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. GÖZÜM DÖNMÜŞ! :)

Antakya
Tepsi Kebabı

Antakya
Kağıt Kebabı

Antakya
Kral Künefe – KÜNEFE!

Kahramanmaraş
Yaşar – Dondurma

Gaziantep
İmam Çağdaş – Lahmacun

Gaziantep
İmam Çağdaş – Ali Nazik
(Aynı gün yemedim hayır)

Şanlıurfa
İçli Köfte

Şanlıurfa
“Urfa” İşte Ne Olacak

Mardin
Rıdo – Mardin Kebabı

Erzurum
Gelgör – Cağ Kebabı

Trabzon
Çardak Pide – Pide (1.5) (OF!)

Trabzon
Kuymak

Ordu
Meşhur Pide – Pide

Kayseri
Kaşık-la – Mantı
(Kaşık-la’yı tavsiye etmem)

Eskişehir
Papağan – Çi’ Börek

Edirne
Aydın – Ciğer
Yeter vurmayın adam öldü!
Bir sonraki yazımı adam akıllı yazacağım. Asker anısı gibi. Gavur ülkede gördüklerimi anlatır gibi.