7 TEMMUZ

7 Temmuz 1304Pope Benedict XI Nicola Boccasini öldü. 1 yıl papalık yapabilmiştir.

7 Temmuz 1543 – Fransızlar Lüksemburg’u işgal etti.

7 Temmuz 1828Kars, Ruslar tarafından işgal edildi.

7 Temmuz 1890Henri Nestlé öldü. Soyaddan belli kim olduğu…

7 Temmuz 1901Heidi‘yi yazan Johanna Spyri öldü. iyi olmuş.

7 Temmuz 1923Pierre Cardin denen şeyi yaratan Pierre Cardin doğdu. moda vesaire…

7 Temmuz 1929Vatikan kuruldu.

7 Temmuz 1930 – Dedektif Sherlock Holmes‘in yaratıcısı Arthur Conan Doyle öldü.

7 Temmuz 1939Hatay‘da bir il kurulması kararlaştırıldı. Halk Hatay değil, Antakya diyor. gidene benden tavsiye. Demeyin Hatay.

7 Temmuz 1940The Beatles‘in bateristi Ringo Starr doğdu.

7 Temmuz 1942 – 4. Başbakan Refik Saydam vefat etti. “Devlet idaresi A’dan Z’ye bozuktur, düzeltmek ister.” deyişiyle ünlüdür.

7 Temmuz 1947Roswell‘e UFO düştü.

7 Temmuz 1964 - Susuz Yaz, 14. Uluslararası Berlin Film Festivali‘nde Altın Ayı ödülünü kazandı.

7 Temmuz 1969 – Kanada’da hem ingilizce hem de fransızcanın devlet statüsünde eşit sayılması kararlaştırıldı.

7 Temmuz 1972 – Tanıdığım tek WNBA oyuncusu Lisa Leslie doğdu. böyle shaq tipi dominant bir pivot.

7 Temmuz 1974Almanya, Dünya Kupası‘nı kazandı. Hep mi Almanlar kazanır?

7 Temmuz 1978Solomon Adaları, Birleşik Krallıklar’dan kurtulup bağımsızlığını kazandı.

7 Temmuz 1985 - Bilog doğdu :)

7 Temmuz 1993Rıfat Ilgaz öldü. Ha ba bam güm güm güm!

7 Temmuz 2005Londra metrosuna terörist saldırı. 56 ölü.

7 Temmuz 2006 - Syd Barrett öldü! hey gidi…

7 Temmuz 2007Live Earth konserleri. Roger Waters konserini yayınlamayan NTV’yi kınama.

7 Temmuz 2007 - Dünyanın yeni 7 harikası belirlendi.

7 Temmuz 2008 - Kanlı darbe planı! pilan yapmayun pilan!

KENE

vücudunuzda kene bulunmuşsa ve çıkarıldığında ısırıldığınızdan şüpheleniyorsa 10 gün boyunca testler yapılacağı söyleniyor size. eğer ilk testlerde sonuç kesin değilse 10′a çıkıyor tabi bu sayı. ilk testlerde temiz çıkılmışsa bir daha teste gerek kalmıyor fakat ağız ve burundan kan gelmesi gibi bir durum yaşanırsa hemen hastaneye başvurulması söyleniyor.

kene konusunda bilgi vermek değil aslında amacım. geçen gün öğrendiğim ilginç bir bilgiyi paylaşmak istedim. kene ısırığı şikayetiyle hastaneye gittiğinizde bir dahaki test tarihine gelmezseniz polis geliyormuş kapınıza, zorla götürüyormuş sizi. ilk duyduğumda “polisin de işi gücü yok bunu yapacak” demiştim ama, artık kene olayı ölüm kalım meselesi olduğu için böyle bir uygulamayı çok yerinde buldum. çünkü kene ısırığı kadar “vurdumduymazlık” da kene ölümlerinde bir etken diye düşünüyorum. doğru zamanda doğru uygulamayla çoğu hayat kurtulabilirdi belki de.

birkaç gün önce kuzenimin bacağından kene benzeri bir hayvan çıktı. deriye girmiş ve hala canlı bir şekilde. çıkarıldı, hem keneye testler yapıldı hem kuzenime. neyse ki bir şey çıkmadı, iki gün boyunca test yapıldı ve kenenin ısırmadığına karar verdi doktorlar. gittiği hastane “eğer bir sonraki test tarihine gelmezseniz polis evinize gelir” demiş. bu yazımın ana bilgisi budur. bilginize:)

DARBEYİ DURDURAN GAZETE

herşey ultrANIL07‘nin GALATASARAY.ORG başlıklı tespitime yazdığı bir yorumla başladı: “Şu blogda yazdığın en adamakıllı yazıydı bu”. şaka şaka:) uzun zamandır düşündüğüm birşeyi yapmamı tetikledi sadece bu yorum. biliyorum bu blog çok geyik. hepinizi okuyorum. yani bu bloga bakanları, yorum yazanları. takip ediyorum. neler yazıyorsunuz öyle arkadaşlar? nereden biliyorsunuz bunları? sizleri okudukça zaten hiçbir şey bilmediğimden emin olan biri olarak kendi kendime “allah belanı vermiye!” diyorum. “bak adam ne diyo sen hala ‘fotoya bakııın çok komiiik:)’ diyosun.” “bi oku bişey öğren.” diyorum.(bu diyorum da tırnak içine mi alınmalıydı?) “o zaman” dedim, “bişeyler yap”, “hiç bi fikrinin olmadığı konularda fikir sahibi ol, sonra bunları yazmaya çalış.” “tamam” dedim bu fikre. “yapayım.” “ulan her konuda bilgisizsin!” dedim kendime sonra ama, napalım girdik bir yola. “siyaset, sanat, spor vs. vs. öğren işte, sonra yazmaya çalış.”

tamamdır. bu günden sonra böyle bir ek konsepte sahip abaragandi. bazı konular hakkında bilgilenecek ve size anlatacak. bu noktada okuyucuya şunu söylemek istiyorum, “ohaaa bunu da mı bilmiyoduuuaaan?” tarzı yorumlar istemiyorum. evet ulan bilmiyorum! bilmediğim çok şey var. o yüzden yazıyorum zaten. bildiğin bir konu varsa böyle şeyler diyeceğine konuya katkı yapabilir, “yanlış anlatmışsın”, “çok güzel anlatmışsın” ya da “ne kadar tatlısın” cümleleriyle başlayan yorumlar yapabilirsin. böylece karşılıklı etkileşimi de sağlamış olur, istersen bir hamburger bile yeriz=)

başlık AOÇ. yani Adam Olacak Çocuk. benim o. bu kategorinin ismi o! :)

gelelim ilk konumuza artık.

efendim ilk konumuz ispanya’da 1981′de yapılan askeri darbe ile ilgili. öyle girdim mi damardan girerim.

önce o zamanlar ispanya’da durum nedir ona bakalım. 1975′te faşist lider Franco ölünce artık demokrasiye geçiş zamanı gelmiştir ve 1978′de bir anayasa hazırlanır. ancak demokrasi öyle ha deyince olan şey değil. türkiye’de 85 yılda oturamadı öyle bir kavram. terör olayları, işsizlik, enflasyon ve azınlıkların istekleri demokratikleşme sürecini oldukça zorlaştırıyordu.

böyle bir ortamda, 1981 yılında ispanya’da yeni başbakan seçilmektedir. parlamento seçecektir ve tv’lerden canlı olarak halka ulaşıyordur bu görüntüler. ve halk bir tarihe tanıklık eder canlı yayında. askerler parlamentoyu basmıştır. başlarında Albay Tejero isminde bir lider. kürsüye çıkar, silahını ateşler. evet. bu bir darbedir!

milletvekillerini rehin alan, tartaklayan ve sosyalist parti liderlerini diğerlerinden ayırıp bilinmeyen bir yerde rehin tutan Albay Tejero, diğer bölgelerdeki silah arkadaşlarıyla iletişime giriyor, onların da bölgelerinde hakim bir konuma geçmesini sağlıyor. kamu binaları askerler tarafından sarılıyor.

o gün bu görüntüleri televizyondan izleyen El Pais gazetesi çalışanları ertesi gün için özel bir sayı çıkarmaya karar veriyorlar. bu sayıyı çıkarmaya hazırlanırken askerin gazeteyi işgale geldiğini de öğreniyorlar, ama vazgeçmiyorlar hedeflerinden. başlık şöyleydi: “El Pais Anayasa’nın Yanında“. El Pais gazetenin ismi değil sadece, aynı zamanda ispanyolcada “ülke” anlamına geliyor. bu yüzden çok önemli bir başlık. anayasayı öven ve savunan yazılar da yazılıyor. bu arada tv kanalları devletindi ve asker el koymuştu. böyle bir ortamda kalkışıyordu El Pais bunu yapmaya. dikkatinizi çekiyorum, bu baskı darbe yapılan günün ertesi gününde dağıtılacak!

dağıtıldı, halk okudu, örgütlendi. darbeyi kınayan yürüyüşler yaptı. ispanya kralı çıktı ve demokrasiyi ve anayasayı savundu. tüm ülkenin örgütlenmesine fazla dayanamayan Tejero ve askerleri de planlarından vazgeçti ve tutuklandı.

artık İspanya’da demokrasi rüzgarları esiyordu.

bu konu hakkındaki bilgilenmemi Yeni Aktüel dergisine borçluyum. o günkü El Pais gazetesinde görevli olan ve bu kritik kararın verilmesinde etkin rol oynayan gazeteci Javier Pradera’nın Genç Siviller’in davetlisi olarak “Bir gazete darbeyi nasıl durdurur?” konulu toplantısına gelmesini fırsat bilip onunla bir röportaj yapmışlar. kendisi de sorulan soruları içtenlikle cevaplamış ve bilinmeyenleri açıklamış.

neden bu yazıyı yazdığım konusuna gelelim. “adam olcak çocuk” konsepti için lazım tamam, ama neden bu yazı? bu yazı bana bizim topraklarımızda yapılan darbeleri hatırlattı. kimsenin tepki gösteremediği, göstermediği, olanları doğru bulduğu zamanlar. bir gazetemiz yapabilse böyle birşeyi diye düşündüm, yapamazdı biliyorum. ama yapabilse? böyle mi olurdu bu ülkenin o tarihten sonraki gidişatı?